Türkiye Komünist Partisi 1920'nin Bir Mayıs Açıklaması PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazar, 29 Nisan 2012 20:25

Türkiye Komünist Partisi 1920'nin Bir Mayıs Açıklaması

 www.tkp-online.com

 TKP 1920

 

Savaşa karşı barış için,

Kürt halkının özgürlüğü için,

Türkiye’de demokrasi için,

AKP ktidarına son vermek için Bir Mayıs 2012 de birliğimiz güçlendirelim! 

 

Dümya işçi sınıfı ve emekçilerinin birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayısı  bu yıl Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri çok ağır koşullarda kutlamaktadırlar.

 

Bugün Türk burjuvazisinin imanlı yeni faşıst kadrosu olan Başbakan ve Hükümeti Orta Doğuda savaş kışkırtıcılığı yapıyor, Osmanlı yayılmacılığının, barbarlığının yolunda yürüyor, emperyalizmin uşağlığına koşuyor. Içişleri Bakanı Şahin, Türk faşistlerini Taksim’de toplayıp Ermenilere karşı işlenen jenosidini inkar için miting yapıyor. Dışişleri Bakanı Davutoğlu Mecliste, AKP iktidarını, Orta Doğunun sahibi ve düzenleyicisi olarak ilan ediyor, Kürtler de dahil Orta Doğu halklarını kendi kölesi gibi görüyor. Kürtlerin baş kaldırısı ise gözüne diken gibi batıyor.

 

Bu faşist hükümet Kemalislerin emperyalistlerle çatıştırdığı sözde “Misak-ı Milli”yi savunuyor, Ittihatcılardan ve Kemelistlerden miras aldığı Türk-Islan sentezini Yeni Osmanlıcılığa köprü yapıyor. Nasıl ki, Osmanlı Imparatorluğunun Türklükle bir ilgisi ve ilişkisi yoksa, AKP iktidarının da Türklükle ve Istanbul’da, Izmir’de, Anadolu’da, Mezepotamya’daki yerli halklarla hiç bir ilgisi ve ilişkisi yoktur, onların temsilcisi de değildir. Nasıl Hitler Alman halkının temsilcisi olmadıysa, AKP de Türkiye halklarının temsilcisi değildir. O, para babalarının, silah tüccarlarının temsilcisidir, Kürt halkına karşı savaştan vurgun vuranlardan bir tanesi de Erdoğan’dır. Erdoğan yalnız ABD’nin taşeronlu değil, içerde de Kürt düşmanı, Osmanlı yayılmacısı, şöven ve milliyetci yeşil sermayenin, iç gericiliğin temsilcisidir.  

 

90 yıldan beri Türkiye Cumhuriyetini Türk-Islam senteziyle yöneten ana kodroların yerli halklarla hiç bir ilişkisi olmamıştır. Bunlar Osmanlı dönemindeki barbarlığı Anadolu halkları üzerinde ebedileştirmek istiyorlar. Onlar bu topraklarda önce Ermeni halkına karşı soy kırımı gerçekleştirdiler, Yunanlıları “mübadele” adı altında sürdüler, Çerkezleri dağıtıp erittiler, Lazları sindirdiler. 100 yıldan beri eritemedikleri Kürt halkına karşı aralıksız katliamlara giriştiler. Bu barbarlık Kürdistan topraklarında ve Türkiye metropollerinde bugün Erdoğan eliyle yürütülüyor. Bugün Türkiye’deki askeri ve sivil iktidarlara karşı Kürt halkı 30 yıldan beri örgütlü bir şekilde savaş vermektedir. Bu devrimci direniş bugün milyonları sarmıştır. Türkiye ekonomisi, politikası, kültürü, ideolojisiyle Kürtlere karşı savaşa endekslenmiştir.

 

Kürt halkının bu savaş ve direnişi, Türkiye’deki bütün halkların hak ve özgürlüklerine kavuşmalarını sağlayacak, bütün Türkiye’yi demokratikleştirecek ana halkadır. Kürt halkı yalnız kendi özgürlüğü, Kürdistan’ın özgürlüğü için değil, O, Türkiye halklarının tümünün, Türkün, Rumun, Ermeninin, Yahudinin, Ramanın, Çerkezin, Arnavudun, Boşnağın, Lazın, Asuri-Süryaninin, Arabın ve diğerlerinin özgürlüğü, bütün Türkiye halklarının eşitlik temelinde, özgürce birlikte yaşaması, Türkiye’nin özgürleşmesi için savaşıyor. Bu savaşda müslüman olan da var, olmayan da var, ezidi de var, alevi de var, hristiyan da var, musevi de var, tarikatlara katılan da var, katılmayan da var, çarşaflı olan da var, olmayan da var, başı kapalı olan da var, olmayan da var, ben kapitalistim diyen de var, demiyen de var, ben komünistim diyen de var, değilim diyen de var. Bunlar bu devrimci direnişe canı pahasına katılıyor, zulme ve haklarının gaspına karşı çıkıyor. Kürdistan’a ve Türkiye’ye şimdiye kadar gelmemiş olan gerçek bir demokrasi için, tüm halklara özgürlük için savaşıyor. Bu da doğaldır. Bugün ana görev, bütün bu halklardan savaşmak istiyen güçlerin ayrı ayrı gitmesi değil, bu hareketi güçlendirmesidir, bütün güçlerini Kürt halkının özgürlük mücadelesi etrafında örmesidir, AKP iktidarına karşı güçlü bir birlik oluşturmasıdır. Sömürgecilerin, işgalcilerin ve AKP’nin yumşak karnı bu birliğin oluşmasında yatıyor. Bu yılki Bir Mayıs bu birliğin bir aynası olamalıdır.  

 

Bu birliğin oluşmaması için AKP büyük paralar döküyor, Türk aydınlarını, sendikacılarını satın alıyor. Mezhep ayrılıklarını, tarikatları, dinsel farklılıkları kışkırtıyor. Böylece ömrünü uzatıyor. Bugün artık Türk olan aydının ülkedeki gerçekleri görmesi gerekmektedir. Bu aydınlar Türkiye’de yaşayan halkların çoçuklarıdır. Bunlar Rumdur, Ermenidir, Arnavuttur, Boşnaktır, Çerkezdir, Lazdır, Türkmendir, Yörüktür, Kürttür... Bu aydınların Türkiye Cumhuriyetinin Osmanlı Imparatorluğunun devamı olduğ safsatasından, Fethullah’ın fetvalarından kedilerini kurtarmaları bir zorunluktur. “Atalarının” Osmanlı yayılmacılığına katılıp işledikleri günahların sorumlusu kendileri değildir. Burada kollektif suç yoktur. Bunlar Fethullah’ın ve Erdoğan’ın “ecdatlarımızın kahramanlıkları” diye yerleştirmeye çalıştığı Osmanlı barbarlığını redetmelidir. Bu konuda aydınlatma yapmayan bir aydın apolegettir, yani “atalarının” işlediği barbarlığı onaylamanın yanlış olduğunu bildiği halde, gerçekleri kendi halkına ve diğer Türkiye halklarına açıklamamaktır. yazmamaktır, Fethullah’ın, Erdogan’ın, Kemelistlerin düzenlerini savunmaktır. Osmanlı’dan muhafaza edilecek bir şey yoktur. Muhafazakarlık adına Osmanlı barbarlığına ortak olunmamalıdır. Aydın kendi kimlik ve kişiliğinden prim vermemelidir, Erdoğan’ın ve Fethullah’ın bir paryası olmamalıdır, Fetih filmlerine, Istanbul fethinin yıl dönümlerine alet olmamlıdır, halkını seven bir aydın bunları yapmaz. Kendi kimlik ve kişiliğini muhafaza edecek değerleri bilmesi ve bunları cesurca savunması, ait olduğu halkının yanında yer alması gerekir. Bu bir milliyetcilik değildir, faşistlere ve emperyalistlere verilecek en iyi cevaptır. Osmanlıların, Kemalistlerin işlediği cinayet ve katliamlara ortak olunmamalıdır, bu katliamlar lanetlenmelidir ve gelecek kuşaklara örnek olunmalıdır. Bu hiç bir halkı inkar etmeden, demokratik, özgür eşit ortak bir yaşamı savunmak demektir. Ortak yaşamayı isteyen her Türkiyeli aydın bunu kendisine görev bilmelidir. Demokrasi için, Kürt halkının ve bütün halkların özgürlüğü için, AKP Iktidarına son vermek için savaşmalıdır. Bunu gerçekleştirmenin objektif koşulları vardır. Eğer Türkiyeli halklar Kürt halkıyla birlikte hareket ederse Erdoğan’a Türkiye dar gelir, soluğu hocası Fethullah’ın yanında alır. Bu ülkemizin parçalanmasını önlemenin, birlikte yaşamanın en demokratik yoludur.

 

 

Türkiye’de bugünkü sendikacılık ne ülkenin gerçek problemlerine, ne de işçilerin yakıcı sorunlarına yanıt veriyor. Işçi sınıfının mücadelesini ekonomik çıkarlarıyla sınırlıyor, onu demokratik haklar için mücadeleden, siyasi alandan, Kürt halkının mücadelesinden uzak tutuyor. Bugün sendikalar uzmanlık adı altında işçi paralarıyla beslenen burjuva ajanlarıyla doldurulmuştur. Bunlar işçilere eğitim adı altında patronlarla nasıl uzlaşılacağı konusunda dersler veriyor, Amerikan ve Avrupa tipi sarı sendika anlayışını yaygınlaştırıyor,  işçi sınıfına milliyetciliği aşılıyor, onu Kürt ulusal hareketine karşı kışkırtıyor. Halkların ortak çıkarlarda birlikte hareketini baltalıyor. Bunların günümüzdeki işlevi budur. Gerçek sendikacılık patronla işçiyi uzlaştıran, ihtilaf çözen sendikacılık değildir, gerçek sendikacılık işçi sınıfının ulusal ve enternasyonal birliğini savunan, patronun yanında yer almayan, işçilerin ekonomik, siyasi ve demokratik haklarını ardıcıl savunan, Kürt halkının mücadelesini destekleyen, onun ayrılma da dahil kendi kaderini belirleme hakkını savunan sendikacılıktır.

 

Işçi sınıfının örgütlülüğünü ve savaşını doğru rayına oturtmak biz TKP’lilerin görevidir. Bu görevi sayıları gittikce çoğalan devletten icazetli tabela asan TKP’ler yapamaz. Bizim partimiz icazeti kabul etmediği için 90 yıldır tabelasız çalışıyor, savaşıyor. Partimizin ne “tkp-org”larla, ne de TKP adını alan tabela partileriyle bir ilişkisi vardır. Yığınsallaşmak için tabela gerekmez, yığınların içinde eriyen ve onların mücadelesinine yön veren parti olmak gerekir. Biz bunu yakın tarihimizde, likidasyondan önce birlikte gördük. Kürt ulusal hareketi bunu 30 yıldan beri yaşamaktadır. Bizim partimizin milliyetcilikle, burjuva sosyal demokratılıkla, kemalistlikle, üstencilikle bir ilgisi yoktur. Partimize geçmişte bunları dayatan Şefik Hüsnü olmuştur. Bugün de bunu yapanlar tabelacılardır, kendilerine “tkp-org” diyenlerdir.

 

Suphi ve Bilen’in yolunda giden TKP’lier bu 1 Mayısta Kürt ulusal hareketiyle, Halkların Demokratik Kongresi ve BDP ile birlikte miting ve yürüyüşlere katılacaklardır. AKP’nin Kürt halkına karşı açmış olduğu savaşa karşı yürüyeceklerdir.

 

29.04.2012                                                                  Türkiye Komünist Partisi 1920

www.tkp-online.com

Son Güncelleme: Pazar, 29 Nisan 2012 20:45
 
Mustafa Suphi’leri anma toplantısı-12 Şubat 2012 PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 27 Şubat 2012 08:23

Mustafa Suphi’leri anma toplantısı-12 Şubat 2012

www.tkp-online.com

TKP-1920

 

Değerli Yoldaşlar,

 28 Kanunisani 1921 Partimiz TKP’nin kurucu ve yöneticisi Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve diğer 13 yoldaşımızın Karadeniz’de Mustafa Kemal tarafından hunharca katlettirildiği gündür. Biz bu tarihi unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız. Her sene anacağız, bu barbar cinayeti ve onun arkasında olan kemalist devleti ve onun zihniyetini itham edeceğiz. Doğmakta olan yeni Türk devletinin işlediği bu ilk siyasi cinayet, onun değişmeyen faşizan, ırkcı, barbar karakterinin bir aynasıdır. 

 Anmak, Suphilerin devrimci mücadelesini, geleneğini yaşatmak ve onların açtığı Marksisit-Leninist, enternasyonalist yolda yürümektir, partimizin bayrağını yükseltmek ve yeni nesillere devretmektir.

 Anmak, Suphilerin mücadelesinden günümüz mücadeleleri için dersler çıkarmaktır. Bu barbar katliamın nedenlerini tekrar tekrar yeni nesillere anlatmaktır. Yeni nesillerin günümüzde uygulanan ırkcı, faşizan, Türk-Islam sentezi starteji ve taktikleri görmelerine,  anlamalarına yardımcı olmaktır.

 Günümüzdeki Gülen cemaatinin AKP ile  dizayn ettıgi burjuva devletinin kurulduğundan beri Kürt halkına karşı yürüttüğü imha, Kürtleri ve Kürdistan’ı ortadan kaldırma politikası 28 Ocak 1921’de Karadniz’de işlenen katliamın bir devamıdır. Komünistlere ve Kürtlere karşı bu katliamlar hiç bir zaman durmamıştır. Uluslararası boyutu olan Mustafa Suphilere ve Kürtlere karşı yapılan bu komploları yığınlara teşhir etmek biz komünistlerin boynunun borcudur.  

 

Son Güncelleme: Pazar, 29 Nisan 2012 20:41
Devamını oku...
 
Kürdistan’a Özgürlük, Türkiye’ye demokrasi! PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazar, 15 Ocak 2012 20:21

 

Türkiye Komünist Partis-1920

 

www.tkp-online.com

 

 

Kürdistan’a Özgürlük, Türkiye’ye demokrasi!

 Kürt halkıyla dayanışmayı yükseltelim!

 

 28 Aralık 2011 de AKP Hükümeti, Roboski’de çoğunluğu çocuk yaşta olan 35 Kürt gençini uçaktan attığı kazan bombalarıyla barbarca öldürerek yeni bir Kürt katliamı daha işledi. Bir insanlık suçu olan bu cinayetler yüzyıldan beri Kürtlere karşı sürdürülmektedir. Bu barbarlığı faşist AKP Hükümeti örtbas etmeye ve unuttturmaya çalışarak hesap vermekten kaçıyor, gündem değiştirmeye çalışıyor, Kürt halkına gözdağı vermeye kalkıyor.

 

Bu katliam, Kürt gençlerinin atalarınından beri süre gelen ticaret yolu üzerinde, kendi toprakları Kürdistan’da yapılıyor. Katliam Kürtlere karşı açılan topyekün savaşın bir parçasıdır, uygulanışı planlıdır, kararı veren hükümettir, Erdoğan’dır, tetiğe basan bu “başarısından” dolayı Erdoğan tarafından kutlanan kimyasal Necdet olarak bilinen Genel Kurmay Başkanı Özel’dir.

Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Şubat 2012 11:25
Devamını oku...
 
TKP’nin Kuruluşunun 91. Yıl Dönümü Toplantısı PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 15 Ekim 2011 21:18

 

TKP-1920'nin

TKP’nin Kuruluşunun 91. Yıl Dönümü Toplantısı

 

Değerli Yoldaşlar,

 

Partimiz, Türkiye Komünist Partisi’nin kuruluşunun 91. Yıldönümünü anmak ve kutlamak için bir aradayız. Anmak, var olmaktır, direnmektir, yaşama azmini südürmektir. Bir anlayışı, bir politikayı, bir geleneği, bir davayı yaşatmaktır. Kutlamak mücadele azmini bilemektir ve geliştirmektir.

 

Ülkemizde işçi sınıfı var oldukca, onun avangart kolu, savaş örgütü TKP de var olacaktır. Komünist Manifestosunun ilanından, Leninci yeni tip bir partinin doğuşundan günümüze kadar bu böyledir. Her ülkenin Marksist-Leninist temelde bir komünist partisi olur. Kendisine komünist diyen her parti, komünist partisi değildir. Kendisine komünistim diyen herkes komünist değildir. Komünist, Marksizm-Leninzmi, proleteryanın dünya görüşü olan diyalektik ve tarihsel materyalizmi doğru kavrayan, işçi ve emekçi yığınları bu temelde burjuvaziye ve onun düzenine karşı her türlü savaş biçimiyle örgütleyen partili kişidir. O, hem ulasal alanda, hem de uluslararası alanda ödünsüz proleteryanın çıkarlarını savunur ve ulusal kurtuluş savaşlarını bu temelde destekler, egemen burjuvazinin milliyetçiliğine teslim olmaz. Ne Marksizm-Leninzm ideolojisinden ödün verir, ne de devrimci mücadeleden kaçar. Ne Marksizm-Leninizm ne de Stalin düşmanlığı yapılmasına göz yumar.

Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Şubat 2012 11:26
Devamını oku...
 
Kürt sorununun barışcıl çözümü için demokratik bir Türkiye şarttır! PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Perşembe, 01 Eylül 2011 13:50

Kürt sorununun barışcıl çözümü ve demokratik bir Türkiye için AKP Hükümetinin, Erdoğan’ın gitmesi gerekiyor!

 

Kürt ve Türk sol ve demokratik güçlerinin birliği bir zorunluktur !

 

AKP Hükümeti, Kürt halkına karşı toptekün politik, ideolojik ve askersel bir savaş açmış durumda. 17 Ağustostan beri Kandil’i, Güney Kürdistan’ı ve Kuzey Kürdistan’ı havadan ve karadan bombalamaktadır. Şimdiye kadar binlerce Kürt yerinden, yurdundan ve canından oldu. Türkiye’de ise Kürdistan dağlarında askeri operasyonlar, şehirlerde de polis baskınları, yığınsal tutuklamalar, insan avı aralıksız sürüyor. Zindanlar Kürt özgürlük savaşçıarıyla doluyor. Gerilla ve asker tabutlarının gelmediği, anaların ağlamadığı bir gün yok. Erdoğan kana doymuyor. Savaş ve zulüm diyor.

Erdoğan hükümetinin Kürtlere karşı bu savaşı “ustalık” döneminde daha da azgınlaştı. Erdoğan’ın çıplak faşist diktatörlük hevesi iyice kabardı. Kürt halkının ulusal bilinç ve direnişini kesin kes kırmaya yöneldi. Bunun için O, yalnız PKK’ya değil KCK’ya, DTP’ye ve BDP’ye saldırıyor, onları terörist gösterererek, her türlü yalan ve dolana baş vurarak halktan koparmaya çalışıyor, durmadan kan döküyor, Kürt siyasetcilerini temerküz kampları gibi kamplarda toplamayı planlıyor. Gelişmeler bu toplama kaplarının daha da sistemleşeceğini gösteriyor.

Son Güncelleme: Cumartesi, 15 Ekim 2011 21:29
Devamını oku...
 
Blok Milletvekillerinin katılmadığı bir meclis meşru değildir PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazar, 26 Haziran 2011 20:55

Blok Milletvekillerinin katılmadığı bir meclis meşru değildir,

çünkü halkların iradesini temsil etmiyor!

 

12 Haziran seçimleriyle Kürt halkı tarihinde bir ilk yazdı: Bu seçimde Kürt halkı yaşayan ve savaşan bir ulus olarak ortaya çıktı. Bunu hem kedi içinde birliği ile, hem de Türkiye’nin sol, demokratik devrimci güçleriyle kurduğu Blok’la gerçekleştirdi, önderliği etrafında sıkıca kenetlendi. Seçimlerdeki zaferiyle bunu kanıtladı. Bu zaferle hem Türkiye, hem de dünya kamuoyu Kürtlerin, Türklerle eşit haklar için verdiği mücadele yolunda yeni bir aşamaya geldiğini gördü. Bütün engellemelere rağmen kazanılan 36 Milletvekili bunu açıkca gösterdi. Kürt ulusunun birlikte yaşam için, Türk Parlamentosunda egemenliğin bölüşülmesi gerektiğini ortaya koydu. Seçim sonuçları Parlamento’da iki ulusun temsil edilmesi gerektiğinin bir ifadesi oldu. Bu yepyeni bir olgudur. Bu yeni bir dönemin başlangıcıdır. Bundan geri dönüş yoktur. Bu realite bu topraklardaki en kadim halklardan biri olan Kürt halkının, son 30 yıldır süren kararlı mücadelesiyle kazanılmıştır.

Türk cephesinde bu gerçeği kabul edemeyen iktidardaki ırkcı kafalar, parlamento’nun ve egemenliğin “kardaeşce” Kürtler ve diğer halklarla paylaşılmasına karşı çıkıyor. Türkler dışında başka bir ulusu ve halkı kabul etmiyor, Türkiye’nin çok uluslu gerçekliğini zora ve entrikalara baş vurarak hala inkar ediyor. Kürtlerin seçimlerde kazandığı başarıyı hazmedemiyor, onların gerçekleştirdiği birliği bozmaya kalkıyor. Hatip Dicle’nin ve diğer Kürt miklletvekillerinin milletvekilliğinin kabul edilmemesinin özü burada yatmaktadır.

Son Güncelleme: Perşembe, 01 Eylül 2011 14:02
Devamını oku...
 
Türkiye Komünist Partisi 1920’nin seçim sonuçları değerlendirmesi PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 13 Haziran 2011 14:12

Türkiye Komünist Partisi 1920’nin seçim sonuçları değerlendirmesi

 

Kürt Ulusal Demokratik Hareketinin,

Emek-Demokrasi-Özgürlük Blok’unun

12 Haziran seçim zaferi halklarımıza kutlu olsun!

 

12 Haziran seçimleri yine devlet baskı ve terörü altında yapıldı. BDP’ye, Emek-Demokrasi-Özgürlük Blok’una karşı büyük saldırılar gerçekleştirildi. Özellikle Kürdistanda siyasi katliamlar yapıldı. Bu katliamlar hala sürüyor. AKP Hükümeti polis ve jandarmasını, gaz bombalarıyla, otomatik silahlarla, panzerlerle halkın üstüne sürdü ve hala sürüyor.

Ama AKP hükümeti Kürt halkını teslim alamadı. Onunn direncini kıramadı. Tersine bu saldırılar Kürt halkının özgürlük mücadelesi için bilincini daha da biledi. Kürdistan’ın her tarafında seçim mitinglerinde Kürt halkı, Demokratik Özerk Kürdistan ve demokratik ulus belgisini yükseltti. Bunları seçim meydanlarında onayladı, sandıktan çıkan oylarıyla bu konudaki kararlılığını bir kez daha gösterdi. Türkiye’de barış ve eşit haklı birlikte yaşam isteğini tüm dünyaya duyurdu.

AKP’nin terör demokrasisi ve diktatörlüğü Kürt halkını geriletemedi. O, Türkiye demokrasi güçleriyle birlikte sandıktan 36 milletvekili çıkarttı. Bu zafer Türkiye halklarının, işçi ve emekçilerinin demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinde örnek olacak derslerle dolu bir ilktir. Bu zaferin hepimiz açısından çok iyi değerlendirilmesi gerekir.

Bu seçim sonuçları Türkiye’yi yeni bir duruma getirmiştir. Biribirine karşı savaşan iki kampın varlığını bir kez daha açık olarak ortaya çıkartmıştır. Bir tarafta emperyalizmden güç alan, ABD’nin, AB’nin, NATO’nun uşaklığını yapan bir avuç oligarjik asker ve sivil tekelci burjuvazi ve onun AKP hükümeti, diğer tarafta da özgürlük, demokrasi ve eşit haklı birlikte yaşam istiyen Kürt halkı ve onun ulusal demokratik hareketi, Türkiye işçi sınıfı, Türk, Laz, Çerkez, Gürcü, Süryani, Ermeni, Rum, Arnavut, Boşnak, Roman ve diğer Türkiye halkları.

Son Güncelleme: Pazar, 26 Haziran 2011 21:02
Devamını oku...
 
TKP 1920’nin seçim bildirisi PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Cuma, 08 Nisan 2011 22:22

TKP 1920’nin seçim bildirisi

Türk işçi ve köylülerine, emekçi halkına, aydınlarına, kadınlarına, genç işçi ve öğrencilerine, üniversite talebelerine ve diğer halklara çağrı !

12 Haziran parlamento seçimlerinde düzen partileri, AKP, CHP, MHP’ye oy verme !

Oyunu, direnen Kürt halkının partisi BDP’nin bağımsız adaylarına ver !

12 Haziran 2011 de yapılacak genel seçimlerde, yıllardır halklarımızın kanını emen düzen partileri AKP’nin, CHP’nin, MHP’nin ve diğerlerinin çıkar kavgaları, çelişkileri arasında sıkışıp kalma ! Kimi solcuların, sarı sendikacıların, partimiz adına konuştuğu zannını ve kanısını uyandıran döneklerin palavralarına, CHP’kuyrukculuğuna kanma !

Bugün Türkiye bir dönemeç noktasına gelmiştir. Demokrasi mücadelesi her gün yeni boyutlar kazanıyor. Seçim günü sandığa git, sınıf kardeşlerinle, Kürt halkıyla dayanışmaya gir, Kürt halkını yalnız bırakma ! senin ona, onun da sana ihtiyacı var. Türkiye’de verilen demokrasi için savaşa katıl ! Burjuva partilerine karşı dur, oyunu BDP’nin bağımsız adaylarına ver ! Senin bu oyların, ülkede demokrasinin güçlenmesine, Kürt sorununun barışcıl yoldan çözümüne destek olacaktır.

 

Son Güncelleme: Cuma, 22 Temmuz 2011 10:01
Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 2